Blog

HAYVANLARLA İLGİLİ İTİKATLAR

in Celil LAYİKTEZ Yazıları

Eski insanlar, korktukları, kullandıkları veya meziyetleri dolayısıyla hayran oldukları hayvanlarla aralarında yalan bir münasebet görürler, onlarm güçlerini
elde etmek üzere sihre başvururlardı. Bu sürecin sonucunda birçok hayvan tannlaştırılmıştı. Afrika’da, asrımızın 60’lı yılları kadar yakın zamanda, leopar adamlar, leopar kılığında, kurbanlarının şah damarlarını pençeleri ile parçalayarak öldürüyor ve vücutlarının bazı parçalarını yiyorlardı. Günümüzde her dinden insanlar bazı hayvanları kutsal, bazılarını da murdar sayarlar.
Değişik folklorlarda konuşan, hortlakları hisseden, insanlarla evlenen hayvanlarla, cadılar tarafından hayvan şekline sokulan insanlar vardır. Beyaz at uğur, kara kedi uğursuzluk getirir, Şeytan keçi, Zeus da Boğa kılığına girer. İlkel insan bizim yaptığımız şekilde hayvanla insan arasında ayırım yapamazdı.
Hayvanlar onunla beraber dünyayı paylaşıyordu ve onlara karşı korku ile karışık, saygı hislerini beslerdi. Kişi, kendi cinsinden saydığı hayvanların şekline
girebilir, hayvanlar da insan olabilirlerdi; geyiğin süratini, ayının kuvvetini, tilkinin kurnazlığını, kedinin keskin gözünü elde etmek isteyen ilkel adam, bu
hayvanların etini yer veya kılıklarına girer ve onlan taklit eden sesler çıkararak dans ederdi. Yamyamlığın da en önemli nedeni eti yenilecek kişinin vasıflarını kazanmak arzusuydu. Afrikalı yamyam, daha çabuk koşmak için düşmanının ayaklarını, daha akıllı olmak için beynini, daha cesur olmak için karaciğerini, da­ha kuvvetli olmak için kalbini, daha kudretli olmak için tenasül uzvunu yerdi.

Bu türden inançların bir sonraki aşamasını modem toplumumuzda da göre­biliyoruz: bazı gıdalar olumlu veya olumsuz kuvvetler taşır ve çocuğuna korkak­lık gibi istenilmeyen hassaların geçmesini önlemek üzere, korkak sanılan hay­vanların etini yemeyen hamile kadın veya sütnine örneği, özel gıda rejimleri orta­ya çıkmıştır.

İnsanın, yaratılmış bütün hayvanlara, az ya da çok önem verdiğini vurgula­mıştık. Türklerde bozkurt, Romalılarda Romüs ve Romülüs’ü besleyen dişi kurt ile Roma’da sonradan yayılan Mithra dininde kutsal boğa, Kanarya (*) adalarının isimlerini aldıkları köpek ilâhları, Hititlerde aslan, Mısırlılarda kedi ve maymun­lar, Norveç efsanelerinde ayı, Ramayana’da Seylan’ı kurtaran maymun ilâh Hanuman, iyi kalpli, fil başlı Ganeşa bu tür inançların sergilendiği belirgin örnek­lerdir.

Kocakarı sohbetlerinde ve peri masallarında, ve bazen de günlük hayatta kurdun uluması, böceklerin hareketleri veya çıkardıkları sesler, kurbağa veya

(*) Latince, Cane: Köpek

[1] Tavşan, ağız ve burun hareketlerinden geviş getiren hayvan 

kara kedinin yolu kesmesi, atların kişnemeleri veya eşinmeleri hep tefsir edilebi­lecek durumlardır. Üç büyük Kitabî Dinde de benzer inanışlar görülür. Musevi- lerde çatal tırnaklı ve geviş getirmeyen tüm kara hayvanları (bu arada, geviş ge­tirdiği halde tırnakları çatal olmayan deve, tavşan (-) ve kaya porsuğu ile, tırnak­lan çatal olan, ancak geviş getirmeyen domuzu da sayabiliriz) ve pullu ve kanatlı olmayan her türlü su ürünü murdar sayılırken Müslümanlarda da domuz, ve ba­zı mezheplerde tavşanın eti murdar sayılır, köpeğin dokunması ile abdest bozu­lur, koyun, deve ve sığırın kurban edilmesi makbuldür. Hristiyanlıkta da öncele­ri balık, sonraları da kuzu Hz. İsa’yı simgelemiştir.

Görüldüğü üzere, tabular nedeniyle bolluk içinde açlık çeken ilkel toplumla- rın mirası günlük alışkanlıklarımız ve inanışlarımız arasına girmiştir.

Aynı toteme tapanların topluluğuna klan denir. Klan toplantılarında bir hayvan kurban edilir, eti paylaşılarak yenir ve bu merasimlerin dışında hayvan kesimi yapılmazdı. Avlanmak ve ehlî hayvanların, sütünden istifade etmek mümkün olmakla beraber, kişisel nedenlerle ehli bir hayvanı kesmek gelenekle­re aykırıydı. Robertson Smith’in “Freud, Totem and Taboo” isimli eserinde yap­mış olduğu tarife göre, “kişiye yasak, ancak toplantı halinde bulunan klanın ta- ।           marnının sorumluluğu paylaşması ile mümkün olabilen olaylar” vardır. Adam

öldürmek tabu olmakla beraber, bir merasimde klan veya onu temsil eden rahip – sihirbaz tarafından bir kişi kurban veya idam edilebilirdi. Aynı şekilde, klanı ko­ruyan totemle irtibatta oldukları için ehlileşebilen hayvanların kesimi de sadece merasimle olabilirdi. Hayvan kesimi sorumluluğunun paylaşılması için, herkes kurbanm etinden bir parça yerdi. Kurbanı kesen cemaat, Tanrı ve kurban edilen hayvanın aynı kanı taşıyarak aynı klana ait olduklarına ve merasimle etinin yen­mesinin totemin kutsiyetine iştirak etmek olduğuna inanılırdı.

Antik zamanlarda kurban merasimleri iki türlüydü. İlkinde bütün yıl eti ye­nebilen ehli bir hayvan kurban edilirken, İkincisinde, tabu olduğundan normal­de etinin yenmesi yasaklanmış olan, ancak senenin muayyen günlerinde, yalnız ait oldukları tanrıya kurban edilerek etleri topluca yenen kurbanların merasimle­riydi.

i                                Gelişmiş bir toplum olarak kabul edilen Klasik Helenlerde, rahibin kurbanm

‘                        ruhundan kaçması gerekirdi. Atina’da, boğaların kurban edildiği Bufonia fes­

tivallerinde, kurbanların kesiminden sonra mahkeme kurulur, suçlu aranır, tüm iştirak edenler şahit olarak dinlenir ve nihayet kabahat bıçağa yüklenir ve mera­simle bıçak denize atılırdı. Kurbanın ruhunun gazabından kurtulmanın başka çareleri de vardı, örneğin, maske takmak veya kurbanın gözünü bağlamak kur­banın kimin tarafından kesildiğini tanımasını önleyici tedbirler olabilirdi.

Reinach “Code du Totemisme” adlı eserinde (1900), totemin tarifini 12 mad­dede yapmıştır.

  1. Bazı hayvanlar öldürülemez ve etleri yenemez, ancak klan mensupları bu hayvanları beslemeye mecburdurlar. [*]

 

  1. Eceliyle ölen totem hayvanına, klan mensubu gibi cenaze merasimi uygu­lanır.
  2. Yeme yasağı hayvanın vücudunun yalnızca belirli bölümlerini kapsayabi­lir. ‘
  3. Mecburiyet dolayısıyla hayvan öldürüldüğünde kendisinden özür dilenir ve tabu’nun ihlâl edilmesinin sonuçlarını hafifletmek üzere muhtefif yöntemlere başvurulur.
  4. Merasim icabı hayvan kurban edildiğinde, yası tutulur.
  5. Özel merasimlerde totem hayvanın postu giyilir (leopar adamlar).
  6. Klanlarla kişiler totem hayvanların isimlerini alırlar.
  7. Totem hayvanın resmi alemlerle silâhların üzerine çizilir, erkeklerin vü­cutlarına dövme yapılır.
  8. Totem korkulacak bir hayvan olduğu takdirde, ismini taşıyan klan men­suplarına dokunmayacağına inanılır.
  9. Totem hayvan klanı korur, tehlikeleri ikaz eder.
  10. Totem hayvan kendisine sadık olan 1dan mensuplarına geleceği haber ve­rir, kendilerine rehberlik eder.
  11. Klan mensupları, çoğunlukla, totem hayvanla müşterek ecdada sahip ol­duklarına inanırlar.

Tanrı ve onu temsilen kurban edilen totem hayvan arasında muhtelif ilişki­ler vardır, Freud’un “Totem ve Tabu” adlı eserinde bu ilişkiler başlıca dört kalem­de toplanır.

  1. Her aynı tanrıya kutsal sayılan en az bir, bazen daha fazla hayvan vardır.
  2. Bazı özel tasavvufî kurban kesme merasimlerinde, seçilen kurban tanrıya kutsal olan hayvandır.
  3. Totemizmin etkisi ile tanrı, totemi olan hayvan şeklinde tasavvur edilebilir (Boğa: Zeus ve Mithra, Kuzu: Hz. İsa gibi).
  4. Mitolojide tanrı insanlar arasında işini görmek üzere, sık sık kendisini tem­sil eden hayvanın kılığına girer.

Gene Freud’e göre, daha da ileri giderek, başta tanrının totem hayvanm biz­zat kendisi olduğuna inanılırken, sonraları bu inanç aşılarak, totem hayvan tara­fından temsil edilen bir varlık haline yüceltilmiş olduğu söylenebilir.

Biraz değişik olmakla beraber bu türden bir aşılma olayım Hristiyanlık sem- bolizmasmda görebiliyoruz: Kilisede ayin esnasında, inananlarm herbirinin ağ­zına verilen şaraba batırılmış kutsal ekmek parçası (hosti) Hz. İsa’nın eti ile kanı­nın cemaat tarafından paylaşılarak yenmesinden başka birşey değildir.

Günümüzde, genelde, ayinlerde kan akıtmanın uygarlık dışı kabul edilmesi nedeniyle, temel atma, kutsama, tahsis etme gibi merasimlerde, tuz, ekmek, zey­tin yağı, şarap, darı taneleri ve benzeri bereket sembolleri canlı kurbanın yerini almışlardır. Aynı yemeği paylaşmanın, karşılıklı kadeh kaldırmanın, beraberce kahve içmenin anlamlan bu inanışlardan kaynaklanır. Aş’ı, şarabı, kahveyi pay­laşanlar aslında kurbanın ruhunu paylaşmışlar ve aralarında kutsal bir bağ oluş­turmuşlardır.

[*] Tavşan, ağız ve burun hareketlerinden geviş getiren hayvan olarak nitelendirilirdi.

Kaynak: Tesviye Dergisi Sayı 19

Leave a Reply

Your email address will not be published.