Blog

ANTİ-MASONLUK! CMRC Konferansı hakkında rapor

in Celil LAYİKTEZ Yazıları

30-31 Ekim 2010 hafta sonunda Canonbury Masonic Research Center (CMRC) tarafindan on ikinci yıllık enternasyonal konferans düzenlendi. İki gün boyunca dünyanın her yanından gelen delegeler tarihin bu rahatsız veçhesini uzman tarihçilerden dinlediler.

Konferansın açılışı Nazi işgalinde Fransa’da yapılan AntiMasonik Les Forces Occultes filminin University College’de (Londra) gösterimi ile başladı. Gösteriden sonra, şarap ikramı ile film hakkında görüşüldü.
AntiMasonluk dediğimiz fenomen en azından üç yüzyıl önce, Hanover hanedanı zamanında, din ve politika alanlannda başladı ve 1789 Fransız İhtilâlından sonra, polemik bazında saldırılarla bugünkü şeklini aldı.
Konferansın en ilginç tebliğlerinden biri tam da bu temaya odaklanmıştı. Glasgow Üniversitesinden Profesör Andrew Prescott Fransız İhtilâli döneminde Profesör John Robinson ve onun gibi düşünen bir avuç yazann modern AntiMasonluğun çekirdeklerini ektiklerini anlattı. Robinson bir bilim adamıydı, Edinburg’da Doğal Felsefe Profesörü idi ve İskoçya Aydınlanma öncülerinden James Watt ve Joseph Black’le birlikte çalışmıştı. Bu bilim adamının 1797 yılında, Proof of a Conspiracy (Bir Komplonun Delilleri) adında bir kitap yayımlaması ironik bir olaydır. Kitabında, Hürmasonlar la İlluminatiTerin, tüm Avrupa’da, din ve hükümetlere karşı komplolar kurduklannı anlatıyordu.
Proof of a Conspiracy gelecekteki gelişmelere temel oluşturacak (seminal) bir AntiMasonluk metin olmuştur. Bu

Sempozyumun tanıtım posteri

Sempozyumun tanıtım posteri

kitabı yayımlamakla Robinson, belki de istemeyerek, yirminci yüzyılın tümüne, hatta ondan sonraki yıllara kadar komplo teorisyenleri ne malzeme temin etmiştir. Fakat, Pres ton’un mütalaasına göre, Robinson’un gerçek amacı temel (Craft) Masonluğa atfettiği basit bir radikal düalizmden öte, temel Masonluğu 18. yüzyılın sonlarında Kıta Avrupa’sında beliren süslü ek derecelerden ve Fransız bilim adamlannın ateizme olan meylinden anndırma arzusu idi. Bu düşünce tarzı İngiltere Büyük Localannın o zamanki tezlerinden farklı değildi. Bu açıklamasından sonra, Prescott Robinson’un çalışmalarının tekrar irdelenmesinin ve bunun da söz konusu döneme hakim olan kültürel ve tarihsel anksiyetelerin bağlamında yapılmasının gereğini vurguladı.
Prescott, İhtilâl sonrası ile ilgili tezini işlerken, 1790 yıllarının sonuna doğru bir İsveç’li diplomatın yeni açıklanan mektuplarında, İngiltere Başbakanı Pitt the Younger ile ileri gelen İngiliz Hürmasonlar arasında geçen müzakereler üzerine yazdığı fevkalâde ilginç bilgilere temas etti. Pitt the Younger’in, Fransız İhtilâli’nden sonra “gizli” cemiyetlere karşı takındığı ve bir ara, neredeyse Hürmasonluğun kapanması ile sonuçlanabilecek agresif politikası bilinir. Dr. Önnerfors’un bu ilgi çekici mek tuplan deşifre etmesinden sonra, Pitt’in Masonluğu hedef almasının daha çok onlara karşı beslediği kişisel kine bağlı olduğu anlaşılıyor.
Başka akademisyenler on dokuzuncu yüzyılda Kuzey Amerika ile Osmanlı İm paratorluğu’nda ve modern Türkiye ile Arap dünyasındaki AntiMasonluk hakkında tebliğler sundular. Belki de bunların içinde en önemlisi Münih’te LudwigMaxi milians Üniversitesi’nden Profesör Michael Hagemeister’in, tüm zamanlann en garip ve çirkin komplo teorisi olan “Protocols of the Elders of Zion” (Sion Protokolleri) hakkındaki tebliğidir. Bu protokollere göre, yaşlı (elders = ihtiyarlar heyeti) Yahudilerle Hürmasonlar gizlice anlaşarak, gizli ve acımasız bir şekilde dünya egemenliğini elde etmeye çalışıyorlardı.
Profesör Hagemeister’in açıkladığı şekilde, bu teori ilk önce 1903 yılında St. Petersburg’da, küçük bir sağcı gazetede yayınlandı, sonra da kitap şeklinde basıldı; 1920’lerin sonuna doğru kitap dünyanın başlıca dillerine çevrilerek, milyonlarca adet sattı. 1921’de kitabın hayal ürünü olduğu açıklanana kadar, bu ünlü çalışma, The Times tarafından bile ciddiye alınmıştı. Olayın aldatmaca olduğunun anlaşılmasına rağmen, Nazi propaganda makinesi Protokolleri etkin bir şekilde kullandı, şöyle ki, günümüzde komplo teorilerini üretenler hâlâ bu garip hikâyenin doğruluğuna inanırlar.
1920 ile 1930’larda Faşizm’in yükselmesi ile, birçok Avrupa obediyansı ülke sınırlarını aşan masonik kurumlar kurmaya çalışmışlardı. Bu konu, Mainz Avrupa Tarih Enstitüsü’nden Dr. Joachim Berger tarafından işlendi.
On dokuzuncu yüzyılın sonlanna doğru, bazı masonik cemiyetler ülkeler üstü kardeşlik ağı kurma ütopyasına sarıldılar. 1903’te İsviçre’de Bureau International de Relations Maçonniques (Masonik İlişkiler Uluslararası Bürosu) kuruldu.
1921 yılında büronun adı Association Maçonnique Internationale (AMI) (Uluslararası Masonik Cemiyet) olarak değişti. Ancak, Berger’in izah ettiğine göre, bu kuruluş çoğunlukla, Fransa ve Belçika Grand Orient’lan gibi çoğunlukla politikaya karışan ve antiklerikal görüşler vaaz eden gayrı muntazam masonik teşekküller tarafından kurulduğundan, Britanya, Kuzey Amerika, Almanya ve İskandinav ülkeleri tarafından tanınmayınca, beklenen üni versalizm gerçekleşemedi.

Aslında, sınırlan aşan bu cemiyetler sağ kanat komplo teorisyenlerin paranoyasına malzeme temin etti. Dr. Jose Beni meli’nin (Zaragosa Üniversitesinden emekli profesör) ifadesine göre, Hürma sonluğa karşı en büyük fobiyi gösteren General Francisco Franco idi. Ispanya’nın bu acımasız diktatörü Bolşevik, Anarşist, Yahudi ve Hürmasonlann Ispanya’nın ve Katolik Kilisesinin mahvına çalıştıklarına yürekten inanıyordu. Seçilmiş İspanya hükümetine karşı 1936 yılında “haçlı seferi” yönettiği zaman, binlerce Hürmason tutuklanmış veya vahşice öldürülmüştü. Zaferinden bir yıl sonra, 1940’da Franco, birbirlerine sonuna dek bağlı olduklarına inandığı Hürmasonlukla Komünizm’in yok edilmesi için zecri yasalar çıkarttı.
Üç ay sonra Fransa Nazilere yenik düştü, kısa bir zaman sonra da başka bir amansız AntiMason, aşın sağa adanmış tarihçi Bernard Fay, Hürmasonluğa saldırmaya başladı; bu konu Sheffield Üniversitesi Doktora talebesi Jennifer Farrar tarafından bir akademik çalışma olarak sunuldu. Ağustos 1940’da Fay işgal kuvvetleri tarafından Fransa Milli Kütüphanesinin başına, işbirlikçi Vichy Hükümetinin başkanı Mareşal Petain tarafından da Gizli Cemiyetler Servisi’nin başkanlığına [Service des So cietes Secretes (SSS)] atandı. Fay ve ekibi ele geçirilen yaklaşık 120 ton masonik dokümanı elden geçirdi ve savaşın sonuna kadar bu malzemeyi propaganda ve Hürmason kişilerin avlanması için kullandı. Masonik dokümanların bir kısmı Nazilerce Almanya’ya, sonradan da muzaffer Sovyet güçlerinin gizli servisi NKVD (ileride KGB) tarafından da Rusya’ya götürüldü.


Rusya’ya götürülen evrak Konferansın son konusu oldu. Sovyetler Birliği zamanında kayıp koleksiyonlann bulunmasına bir ömür harcayan, bu nedenle de kendisine “arşiv casusu” (archival spy) lakabı takılan Harvard Üniversitesinden Dr. Patrici a Kennedy Grimsted, son on yıl veya sonrasında, birçok çalınmış dokümanın gerçek sahiplerine nasıl iade edildiğini anlattı. Dr. Grimsted ve Norveçli araştırmacı Helge Bjorn Horrisland’ın izah ettiği şekilde, bu süreç hâlâ sürmektedir ve henüz iade edilmemiş çok büyük miktarda masonik malzeme Rusya’da, bu eski KGB arşivlerinde, tutulmaya devam edilmektedir.
Bu son düşündürücü tebliğlerle heyecan verici hafta sonu sempozyumu tamamlandı.

Çeviren: Celil Layiktez
Kaynak: Tesviye Dergisi Sayı 81

Leave a Reply

Your email address will not be published.